31 Tem 2014

Şarkım.



Şarkım çünkü ilk seferde insanı vuruyorsa bir şey bir şekliyle ona aittir. Üstelik içinde yağmur geçen hangi şarkı kötü olabilir? Tanışma an'ı ise. N'yle bir kez daha Karadeniz yolu ve N'nin şarkıları. Şarkılar seçiyor ve dinliyoruz beraber. Ve şimdi bir şarkı başladı..

Sonra defalarca çaldı..

25 Tem 2014

Hırkası Pembe Pamuk Şekeri Derviş

Yemin ederim ki gerçek bir sevgi mülke malik olmayı düşlemez
Hayır, kurmak istemez bir krallık taşları insan uzvundan olan
Yemin ederim ki safi bir sevgi arınmıştır beşeriyettten.

Gökkuşağı kimin olabilir ki
Ya da kim sahiplenebilir bulutları
Hayır hiçbirinizin değil, hayır kimsenin
Kimse açtıramaz Bedi'nin çiçeklerini
Hayır, olamaz kimsenin hakiki bir güzellik.

İçinde fahişe geçen derviş öyküleri
Nakışları zühdden olan öykülerden güzel olabilir
Bir beden, beyaz, bakir, zahid ve sofu
Evet, bir fahişe daha meryemdir bakirse eğer ruhu.

Hırkası pembe olamaz mi bir dervişin
Ya da dilinde en edepsiz şakalar
Hayır hiçbirinizin değil, hayır kimsenin
Kimse sahiplenemez veli'nin sıfatlarını
Hayır, olmaz kimse sahib-i edebin.

Güzelsin, koyduğu kadar rahman içine
Güzelsin, tırnak boyunda kaplumbağalar büyüttüğün için
Güzelsin, inci toplar gibi topladığından onları.

Güzelsin, zikredelim 26 defa
Haydi ya cemal çekelim 26 defa
Güzelsin, güzelsin
Ve tam 26 defa.

*

-Across the Universe eşliğinde, Karadeniz'in yeşil dağlarından geçerken-

21 Tem 2014

S'onsuz

"Bir çiçeğe sahip olmak isteyen onun güzelliğinin soluşunu seyretmek zorunda kalır. Ama bir tarladaki çiçeğe sadece bakmakla yetinirsen, o hep seninle olacaktır; çünkü çiçek akşamın ve günbatımının ve nemli toprağın ve ufuktaki bulutların bir parçasıdır.

Orman bana bunu öğretti. Senin hiçbir zaman benim olmayacağını, o yüzden de seni hiç kaybetmeyeceğimi öğretti. Yalnızlık içinde geçen günlerimde sen benim umudumdun, kuşkuya kapıldığım anlarda sen benim kaygımdın, inanç anlarında sen benim kesin kararlılığımdın. Bundan sonra aşk’ın özgürlük olduğunu hep hatırlayacağım. Öğrenmesi çok uzun yıllar alan ders işte buydu."

P. Coelho

Müphem Şiir

-Hayatınız bir şiir olsa ismi ne olsun isterdiniz?

-O şiire isim veremezdim. Çünkü bittikten sonra isim konulur şiirlere. 

18 Tem 2014

İkibinlerin Çocukları

Biz ikibinlerin çocuklarıyız. Körfez savaşında doğduk. Bosna bombalanırken çocuktuk. Irak bombalanırken büyüyorduk. Şimdi genceciğiz ve Filistin'inde bebeklerin ölmesini TV'de seyrediyoruz.

14 Tem 2014

Olanlar Oldu Bana



Esma Redžepova / Čaje Šukarije (Abre Babi Sokerdžan)

evet, 1:04'deki ezgi yüzünden delirebilirim.

*

Ajda Pekkan / Olanlar Oldu Bana

Aranjman müziklerden harika 70'ler şarkılarından. Candan Erçetin'in Sevdim Sevilmedim'i de aynı müzikten çıkma. Ajda Pekkan'ın 2 versiyonu var, biri 1972, diğeri ikibinler versiyonu. İlki daha naif ama ben yeni halini sevdim.

Mest eden tarafı acıyı eğlenceli bir şekilde nasıl bu kadar güzel hissettirebiliyor dedirtmesi. Hareketli bir şarkı bu ama şarkıyı sevmek ve ritmine ruhu uydurmak için o kadar da hareketli yaşamak, hissetmek, aşık olmak gerekmiyor. Yeter ki son sesle dinleyin. Beni bile sallandırmayı başarabildiyse.

13 Tem 2014

ZM / Gazze'de Bebekler Ölür Biz Yine Yaşarız

Gazze’de bebekler ölür biz yine yaşarız. Utanmadan yaşarız. Hala bir işimiz olmadığına dertleniriz. Neden daha konforlu yaşayamadığımıza. Güzelleşmeyi düşünürüz, eşe dosta şık görünmeyi. Aman bir ayakkabı daha alsam ne olur'u düşünürüz.

Gazze’de bebekler ölür, bir üç kuruşluk aşk acısı çekeriz. Ah kalbimiz ne çok incinir. Beyaz atlı prensler düşünürüz. Seksi bedenli doku torbası kadın bedenleri düzmeyi, ıslak erkek rüyalarda. Ah aşk düşünürüz biz, meşk düşünürüz malayani malayani.

Gazze’de bebekler ölür tivitırda İsrail’e bok atarız ancak. Elimizdeki Coca Colalarla bok atarız ancak. Kafam kırılsın hala Coca Cola içeriz. Nestle hala çikolata pazarının çeyreğine sahip olur bu ülkede.

Gazze’de dünyanın kendilerinin yüzü suyu hürmetine yaratıldığına inanan(!) kendinden olmayan tüm insan kardeşlerini “gom” olarak gören, ruhları kin ve kibirle hastalanmış, şeytan kibrini din saymış, bebekleri ve kadınları öldürecek kadar kalpleri kin bağlamış bu insandoğmuşlar Kudüs’e Cennet Krallığı kurmayı düşünür. Hayır, Cehennem Krallığı.

Gazze’de bebekler ölür, gerizekalı gerizekalı cümleler düzeriz peş peşe. Elimizden bi bok gelmiyor bari oturduğumuz yerden küfredelim'i seçeriz suçlu suçlu. Ne de olsa “kalben buğz ediniz” hadisi var ya, bir o hadisle sünnetini yaşayalım zaten Muhammed’in.

Gazze’de bebekler ölür ve doğmuş olmaktan başka meziyeti olmayan bu sefil bedenim, mazlum kaderim, güçsüz kollarım, kırılmış kalbim, öfkeli ruhum, öfkeli ruhum, öfkeli ruhum, milyon kere öfkeli ruhum koltuk üzerinde kendini yiyip bitirir boş yere.

Kendimi, tüm mazlumların sefilliğini ve bu lanet olasıca mazlum karakteri sana şikâyet ediyorum Müntekim. Sana halimizi şikâyet ediyorum. Güçsüzlüğümüzü ve nefret ettiğim mazlumluğumuzu.

Mazlumluktan nefret ediyorum. Müntekim istiyorum, Müntekim istiyorum. Sadece Müslümanlar için değil, tüm dünya mazlumları için Müntekim istiyorum.

Gazze’de bebekler ölmesin ve Gazze’de tüm insanlık zalime karşı Müntekim olsun. Artık yenilmesin. Nolur yenilmesin. Kahretsin, nolur yenilmesin.

7 Tem 2014

Çalıkuşu

"inanmak değil ki insanı yıkan
inanamamak."

Çalıkuşu, 3. Bölüm, Feride

*

Tıpkı çocukken ve genç kızken olduğu gibi. Çalıkuşu izlemek. Onlarca bölüm olmuş ama ben yeni başladım -çünkü evimde televizyon yok, çünkü son on ayımı ders çalışarak(!) değerlendirdim(!)- Ama şimdi yaz tatili. Sahneleri atlayarak gidiyorum çünkü 1 bölüm için bir buçuk saat çok fazla. Müthiş kıymetli(!) zamanımı bu şekilde zayi edemem, öyle değil mi. 

Ve bir tespit, istediği kadar direnç göstersin, istediği kadar 'ben farklıyım' desin her Türk kızı bu romanı sever. Çünkü muhafazakar bir toplumda bir aşk en edebi böyle işlenir. Muhafazakar toplumlarda kadınların tutkusu vararak değil, kaçarak gösterilir.

Gerçi ben romanından çok Aydan Şener'li mini dizisini sevmiştim. Ama bu da fena değil, Burak Özçivit sırıtmamış, Fahriye Evcen zaten olmuş. Ve Osmanlı'nın en sevdiğim zamanları atmosferi filmde bu zamana uyarlanmamış, çarşaflar, uzun etekler ve Osmanlıca kelimeler kalmış. Bu kadar da minimalistim.

5 Tem 2014

5 Temmuz

Bugün 24. Kez benim doğum günüm. Günlerden cumartesi. Hicri takvimde Ramazan ayı. Dünya'nın, Güneş'ten en fazla uzaklaştığı, yörüngede en yavaş döndüğü gün'den bir gün sonrası. 
burda;

Bugün 24. Kez benim doğum günüm. Çoğunda olduğu gibi bu günü de özel bir şeylere rast gelme umuduyla geçireceğim. 

Bugün 24. Kez benim doğum günüm. Bir yaş daha almak istemiyorum artık. Büyüdüğünü son kez anlamanın ve bunun devam etmesinin artık istenmediği yaşmış.

Bugün 24. Kez benim doğum günüm. Her bir yıl sanki 1 saatmiş de toplana toplana 24 saat etmiş ve geçmiş 1 gün gibiyim. (3 günlük dünyanın 1 gününü yaşamışım bile)

Bugün 24. Kez benim doğum. Ve yaşamımın en dinç, en güzel ve en ilkbahar bu gününde memur(!) olma umuduyla değersiz bir sınava gireceğim.

3 Tem 2014

İntizar

Esirgeyen ve Bağışlayan'ın bile affedemeyeceği tek günah şirk ise, ilahi bu hissin de affedilmez günahı budur. 
Her kim ki aşkta şirk koşarsa, duyduğu aşk helak olsun. 

2 Tem 2014

Yağmur tolı sekrüyi, Kança barır belgüsüz

Gece, yıldızlar ve teras. İçimde ve kulağımda deli sesler var. Lanet olsun zeminde yürüyen kara bir böcek de. Öyle iğreniyorum ki, onu terlikle ezmek, kanını zeminde turuncu bir ize dönüştürmek vicdanımı rahatsız etmeyecek. Evet, çünkü kollarımdaki kıllar bile ürperdi. Kol kılı hiç estetik değil ama. Düşünsenize beyaz bir ten üzerinde şeftali tüyü güzellemesi bile yapılsa kumral ve dermansız kıllar kök salmış. Bakımsız ve taşralı bir bahçe otu gibi. Almayacağım onları.

Ayağımda 42 numara ve taban kısmını neredeyse boş bırakan tuvalet terlikleri var. Rengini seçemiyorum karanlıkta. Ama maviyse ya da beyazsa Allah belalarını versin. Çıkardım tekini ve içimdeki bozguncu Cengizhan gürültüyle zeminde “pat “ sesi çıkardım. Evet, böcek öldü. Naaş ortada kalabilir. En azından ateşe vermeyeceğim Bağdat kütüphaneleri gibi. Yanan ve çok güzel Bağdat kütüphaneleri gibi.

Bakma zamanı. Seyr zamanı. Yıldızları maşuk bakışı yapan zatına hamd olsun. Hatırla, hatırla. Bir gün bir adamın güzelliği için ağlamıştın. Onun çirkin, rengi tanımsız, bir yılana uyacak kadar cengiz gözleri yüzünden ağlamıştın. Karnene dört düşecek diye ağlamıştın. Üzerinde küçük laleler olan beyaz çamaşırda bir iki damla kan görmüştün diye ağlamıştın. Büyüdün diye ağlamıştın. İyi, güzel, mahzun ve mümin olan her şey yüzünden ağlamıştın.

Gök’ büyü yap. Gök’ü baştan çıkar. Ve Gök’ün ağlaması için Azim’e dua et. Mademki yıldızları maşuk baktırıyor. Mademki yıldızlarla seni kendine tutsak ediyor. Mademki her şey öyle cezb edici. Mademki bir güzelliğe delirmek için varız. Mademki bu kadar çok mademki var. O vakit rahmetin gazaptan büyük olduğunu gözlerine seyrettirsin.

Sema zamanı. Burada huşu değil, delilik var. Beyaz, uzun etekler değil kişiliksiz bir eşofman altı var. Uzun ve büyük erkek tişörtü var. Eller yukarı, ara ara soluklu, Zulu kabilesi kadar yabani idik bir dans bu. Merhaba şehrin ışıkları! Merhaba evlerinden sarı ya da beyaz ışık sızan ev sakinleri. Merhaba televizyonda Hürrem’le Sülüman’ı izleyenler. Merhaba bir adamın dizlerine başını koyanlar. Merhaba onun yüzde heykeltıraş dokunuşlarla yüze konturler çizmesi mestini yaşayanlar. Merhaba kocasına elma soyup, bıçağa kakan bezgin anne. Merhaba Cehape’ye ya da Akape’ye söven insanlar. Merhaba orta yaş huzursuzluğundaki adam ve kadınlar. Merhaba yalnızlarından bıkmış insanlar. Merhaba ben raks ediyorum.

Yağmur sesleri.. Yağmur atmosferi. Ha ha! Az sonra beni helak etmeye gelecek. İçimi söndürmeye gelecek. Şimşekleriyle edepsizliğimi azarlamaya gelecek. Yıldırımlarla kalbime, ah kalbime eros okları atmaya gelecek.
Geldi ve bakımsız ve taşralı bahçe otları kol kıllarımı suluyorum altında. Eline sağlık tanrım, gerçekten güzelim şimdi. Islak. Biraz daha raks, biraz daha delirmek ve son ve son hep temizlenmek zamanı.

Terastaki hüzünlü su birikintisi. Benim hüzünlü küçük gölüm. Üzerine düşmüş yazın büyük sivrisinekleri. Ve şehrin ışıkları.. Kara böceğin kastlı faili. Cinayeti zevk alarak da işlemişse muhtemelen ağırlaştırıcı hükümlere de tabi olup müebbet yiyecek. Durunuz, durunuz. Özel bir affa uğrayabilirim. Zevk alarak değil bilakis tiksinçler duyarak yapmıştım. Nefsi bir müdafaa bu. Çünkü üzerime yürüseydi ve küçük kara bacaklaRInı temas ettirseydi naçiz bedenime kafayı yiyebilirdim. Hey durunuz ve inanınız bana. Meşru bir savunma bu.

Gök savunmama tenezzül bile etmeden dinledi. Çünkü yağmur aynen yağmaya devam etti. Ama anladı, o beni anladı, dibine kadar olacak ki su birikintisini, hüzünlü küçük gölü utancıma örtü etti. Mahcup bir zeyn oldum şimdi.

Naaş yolunu buldu ve teras giderinden şehrin bokları arasına karıştı. Pişman değilim diyebilir miyim. Allah’tan hala belalarını bulmalarını istediğim 42 numara mavi ya da beyaz terlikler uzakta. Ayaklarım, yüzüm ıslak. Üstüm başım ıslak.

Yakında kol kıllarım filiz verebilir.

*

Yazıdaki Köktengri atmosferi yüzünden öyküye şuradaki koşuk'tan  başlık seçtim.